I. BÖLÜM KAMU MALİYESİ
 ÜNİTE – 1: GENEL EKONOMİ İÇİNDE KAMU KESİMİNİN GELİŞİMİÂ
Kamu Kesiminin ekonomi içindeki payının artışındaki en önemli etken Keynesyen İktisadi Düşüncenin ortaya çıkıp, kabul görmesidir. Bu düşünce kamu kesimine yeni bazı görevler yüklemiştir. Bunlar;A- Kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması,B- Ekonomik istikrarın sağlanmasıC-Gelirin yeniden dağılımı, olarak tanımlanır.
 KAMU KESİMİNİN GENEL EKONOMİ İÇERİSİNDEKİ PAYININ NE OLMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNAN GÖRÜŞLERÂ
 A-MERKANTİLİZM (17.yy)
Düşüncenin Genel Hatları:•Devletin ekonomiye müdahalesi 17.yy.da merkantilizm ile başlar.•Akım, politik ve pratik tavsiyelerden oluşur.•Merkantilizmde temel düşünce toplumun zenginleştirilmesidir.(Altın ve gümüş ile). Dış ticaretin toplumun zenginleşmesi acısından önemi büyüktür. Devlet gerekirse, dış ticareti geliştirici önlem ve müdahalelerde bulunmalıdır.•Vergiler meşrudur, ancak kamu harcamalarını karşılamanın en önemli kaynağı değildir.•Kamu kredisi (borçlanma) bu dönemde çıkmıştır. Ancak borçlanmaya karşı olan merkantilistler de vardır.•Kurum olarak gelişmemekle beraber, bütçe ile ilgili ilk adımlar bu dönemde atılmıştır  B- FİZYOKRASİ (18yy. Fransa)  •Liberal düşünceye öncülük etmişlerdir.
•Maliyeyi kapsayan genel bir sistem geliştirerek, maliye biliminin temelini atmışlardır.
•Devlet müdahalesine karşıdırlar; devletin ekonomiye mümkün olan en az düzeyde müdahalesini uygun görürler.
•Devlet harcamalarının vergileri arttırdığını, vergiler ise doğal dengeyi bozduğunu söylerler.
•Sadece tarım sektöründen, “tek ve dolaysızâ€? vergi alınmasını savunurlar.Â
 C-KLASİK LİBERAL GÖRÜŞ
•Devlet sadece yasa ve hukuk düzeni ile, özel mülkiyet haklarını korumalı ve sözleşmelere uyulmasını sağlamalı.
•Devletin ekonomideki rolü; savunma, adalet ve yürütme organının fonksiyonlarını yerine getirmek olmalıdır.(Toplumun birinci derecedeki ihtiyaçları)
•Özel teşebbüse cazip gelmeyecek olan büyük bayındırlık, eğitim, sağlık hizmetleri gibi toplumun ikinci derecedeki ihtiyaçlarını, devletin yerine getirmesinde sakınca yoktur.
•Kamu harcamalarının sınırlı olması gerektiğini savunurlar. Harcamalar az olur ise devletin vergiye olan ihtiyacı da az olacaktır.
•Tarafsız maliye olmalıdır.
•Denk bütçeyi savunurlar, borçlanmaya karşıdırlar.Â
 D- KEYNESYEN GÖRÜŞÂ
•Ekonomilerde önemli yapısal bozukluklar olduğunu ve piyasanın kendi başına bu bozuklukları aşamayacağını söyler. Bu yüzden devletin ekonomiye müdahale etmesinin savunur.
•Ekonominin kendi kendine tam istihdama gelemeyeceğini, devamlı ve yaygın işsizliğin en büyük tehlike olduğunu ve devletin tam istihdamı arttırıcı önlemler alması gerektiğini söylerler.
•Kamu harcamaları, bütçe, vergilendirme ve borçlanma (maliye politikaları) yolu ile ekonomik, siyasal, sosyal amaçları gerçekleÅŸtirme çabalarını göstermiÅŸlerdir.  Â
ÜNİTE – 2: KAMU EKONIMİSİNDE ÜRETİLEN MAL VE HİZMETLER
A.Kamusal Mallar
Bir bireyin tüketimi ile , diğer bir bireyin tüketim hakkında bir azalma olmayan mallardır
•Kamusal mallar yalnızca devlet tarafından üretilir.
•Toplumun genelini ilgilendiren mal ve hizmetlerdir
•Kamusal mallarda ortak tüketim vardır ve tüketimde rekabet yoktur.
•Kamusal mal ve hizmetlerin faydaları bölünemez, fiyatlandırılamaz, pazarlanamaz
 •Kamu mallarında kullanımdan dışlanma yoktur.
•Kamusal finansman gerektirir.Tek finansman kaynağı vergidir.
•Dışsal ekonomiler oluştururlar.
•Savunma hizmeti, iç güvenlik hizmeti, diplomasi hizmetiÂ
Kamu, kamusal mal üretimine karar verirken iki büyük sorun ile karşılaşır
1 Bedavacılık Sorunu : Bireyler kamu malının kullanımı için bedel ödemek istemezler
2-Bilgi yetersizliÄŸi sorunu: Piyasa mekanizmasındaki bireylerin tercihlerinin gösterme yolu olan fiyat, kamu mallarında ortaya çıkmadığı için, bu malların üretim düzeyi /talep düzeyi için gerekli yeterli bilgiye ulaşılamaz Bu yüzden kamuda üretilecek mal ve hizmetlerin cinsine ve miktarına karar vermek siyasal süreci gerektirirler.Â
B-Yarı Kamusal Mallar
Kullanımı ve yararı kısa vadede kişilere ait olup, uzun vadede toplumun yararına olan mallardır.
Özellikleri :
1- Kişisel kullanıma açıktır, kişiler kullanımdan dışlanabilirler.
2-Bazı yarı kamusal mallarda rekabet olabilir.(Sıkışıklık kavramı).  Üretimi belli seviyelerde olan kamusal mal ve hizmetin, birileri tarafından kullanılması sonucu, diÄŸer bir kiÅŸinin kullanım hakkında azalma meydana getirmesine “sıkışıklık maliyetiâ€?denir.  Â
 •Örnek; Otoyollar, eğitim, sağlık hizmeti
•Özel sektör tarafından bazen de İktisadi Devlet Teşekkülleri tarafından üretilirler
•Üretim ile ilgili kararlar piyasa koşullarına göre (arz ve talep dengesine göre) alınırlar
•Özel mallar içsel fayda oluşturan mallardır
•Tüketimden dışlanabilme özelliÄŸine sahiptirlerÂ
•Örnek; Telefon, ulaşım, elektrik
•Devlet tarafından üretilirler
•Özel niteliğe sahip grup veya kişilere yöneliktirler
•Sosyal Devlet anlayışının sonucu olarak, bedelsiz veya piyasa fiyatının altında sunulurlar.
•Finansmanı vergilerle sağlanır.
•Örnek; ücretsiz sağlık hizmeti, yaşlı ve kimsesizlere bedelsiz yemek verme vb.
 Sınırlı sayıdaki üyelere hizmet için sunulan mal ve hizmetlerdir
•Benzer zevklere sahip kişiler tarafından oluşturulmuş gönüllü kuruluşlar tarafından sunulurlar
•Maliyetler üyeler tarafından ortaklaşa bölünür ve tüketim ortaklaşadır.
•Örnek: Tenis klüpleri, tüketim ve yapı kooperatifleri vb.
II.KAMUSAL MAL VE HİZMETLERİN NASIL FİYATLANDIRILMASINA İLİŞKİN TEORİLER
A)   Lindahl Fiyatı (Fayda Fiyatı):Kamu mallarının özel mallardan farkı, iki birey aynı kamusal malı aynı miktarda tüketilmesine raÄŸmen ondan elde ettikleri faydaların farklı olmasıdır. Bu yüzden bireyler elde ettikleri faydalar kadar fiyat ödemek isterler. Bu koÅŸula Samuelson koÅŸulu denir. Samuelson’a göre devlet sadece piyasada üretilmesi mümkün olmayan malları üretmelidir.Bireyler ise, kamu mallarından elde ettiÄŸi marjinal faydalar kadar kamu malı finansmanına katılırsa, kamu malı üretmenin toplam maliyeti , kamu malı için ödemeler toplamına eÅŸit olacaktırKamu mallarının finansmanı fayda ilkesine göre yapılır. Bireylerin kamu malları için ödeme istekleri (Fiyat), vergidir. Bireyler kamu mallarından elde ettikleri faydalar kadar vergi ödemesi yapmaktadırlar. Bireylerin ödedikleri bu vergi fiyatına Lindahl fiyatı yâda fayda fiyatı denir.Fayda fiyatı, bedavacıların faydalarını bilmenin çok zor olmasından dolayı iÅŸlevsel deÄŸildir. Yani kimin ne kadar kamu malından faydalandığını bilip ona göre her kiÅŸiyi ayrı ayrı vergilendirmek mümkün deÄŸildir. Her ne kadar fayda fiyatlarının günümüzde kullanılması pratikte zor olsa da, belediyelerin hizmetleri karşılığında aldığı ÅŸerefiyeler fayda fiyatına iyi bir örnektir.Â
B: Ödeme Gücü İlkesi:Kamu mallarının finansmanında fayda fiyatlamasının iÅŸlevsel olmaması, gelir dağılımı açısından olumsuz etkiler yapar. Bu yüzden “ödeme gücüne göreâ€? vergileme ilkesi önem kazanmıştır. Ödeme gücüne göre vergilendirilmede; bireyler, kamu malından elde ettikleri faydadan fazla ödeme yapıyorsa “mali rantâ€?, elde ettikleri faydadan daha az ödeme yapıyorlarsa “mali sömürüâ€? ortaya çıkabilir. Â
II.DIÅžSALLIKLARÂ
Dışsallıklar kaynak tahsisinde etkinlikten uzaklaÅŸmaya neden olduklarından dolayı, devletin ekonomiye müdahale etmesinin nedenlerinden biridir.Â
•         Dışsallıklar istek dışı ortaya çıkarlar
•         Dışsallıkta bireylerin elde ettikleri özel faydalar çok büyüktür. Bu yüzden bireyler bu faaliyetlerini durdurmak istemezler.Â
A.Dışsallıkların SınıflandırılmasıÂ
1- Dışsallığın fayda veya zarar vermesine göre sınıflandırılması.
2- Dışsallığın tek yönlü yâda çok yönlü olarak sınıflandırılması.
3- Dışsallıktan az sayıda veya çok sayıda bireyin etkilenip etkilenmediğine göre sınıflandırılması.
4- Dışsallıkların faaliyet türlerine göre sınıflandırılması:             Â
a)Üreticiden üreticiye: Bir seracının yaptığı üretimin yanındaki arazide arıcılık yapan birinin arılarına bedavadan çiçek saÄŸlaması gibi.Â
b)Üreticiden tüketiciye: Bir belediye otobüsünün eksozundan çıkan dumanın durakta bekleyen yolcuları etkilemesi gibi.               Â
c)Tüketiciden tüketiciye: Bir ÅŸahsın otomobilinden çıkan dumanın, sokaktaki diÄŸer ÅŸahıslara zarar vermesi gibi.              Â
 d)Tüketiciden üreticiye: Tansu Çiller’in kuÅŸburnu çayı içtiÄŸinin söylemesi sonucu, kuÅŸburnu çayı satışlarının artması gibi.Â
B.Devletin dışsallıklar ile mücadele yöntemleri:Â
1- Vergileme: Devlet zararlı dışsallık yaratan sektörlere, yarattıkları dışsal zararı onarmak için, bu zararı karşılayacak kadar vergi koyar.Â
2-Sübvansiyonlar: Devlet, dışsal zarar yayan bireye, faaliyetini kısması için, kısacağı miktarı nakit yardım veya vergi indirimleri ile sübvanse eder.Â
3-Miktar Kısıtlamaları: ÖrneÄŸin belediyelerin, diskoların müzik yayınlarının ÅŸiddetinin belli bir seviyenin üzerine çıkmasını yasaklamaları gibi.Â
4-Mülkiyet haklarının düzenlenmesi: Örnek olarak, devletin; bir fabrikanın su atıkları ile kirlenen bir gölün mülkiyetini, bir kiÅŸiye vererek, o kiÅŸinin fabrika ile mücadelesini saÄŸlaması gibi. Burada devletin görevini, gölün mülkiyetini alan özel ÅŸahıs yüklenmektedir.Â
5-Piyasa Oluşturma:Devletin dışsallıklardan kurtulmak için uyguladığı alternatif bir yöntem de piyasa oluşturmaya dayanmaktır. Bu yöntemde devlet dışsallığı yasaklamaz, ancak derecelerine göre fiyatlandırır.
 Örnek: Çevre kirliliği hakları.Devlet fabrikanın üretimi yasaklamaktan ziyade, doğayı kirletme oranına göre para tahsil edip, fabrikanın üretimine devam etmesine izin verir.
| Pts | Sal | Çar | Per | Cum | Cts | Paz |
|---|---|---|---|---|---|---|
| « May | ||||||
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | |
| 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 |
| 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 |
| 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 |
| 28 | 29 | 30 | 31 | |||